ULUS GARINDA BEKLERKEN
Bu yazıyı Ankara 'da tren garında canlı müzikli bir pastanede Fatih Ekspresini beklerken yazıyorum. Türk sanat müziğinin unutulmayan aşk şarkılarını dinlerken yoğun hisler fırtınasına tutulduğumu söylemek istiyorum. Yaşadığım onca başarısızlık ve hayal kırıklığına rağmen hayatın yaşanmaya değecek kadar güzel olduğunu anlıyorum. Çünkü insan seviyor ve seviliyor. Hiç bir kusur, hiç bir başarısızlık ve hiç bir olumsuz davranış onun çekiciliğini ve değerliliğini alamıyor.Bu belki de insanın ümit varlerde hasretle beklendiğini ve özlendiğini hissetmesi her şeye değiyor ve hayata sımsıkı sarıp sarmalanıyor.
Şu an karsımda, iki masa ötede, tek hasına; bakışlarından anladığım kadarıyla benim kadar yalnız ve yaşadığı gerçekleri perdelemeye çalışan genç bir bayan var. Sigaralarımıza aynı anda asılıyor, gözlerimizi aynı noktalarda birleştiriyor ve aynı hislerle ayırıyoruz,biraz kırgın, biraz yılgın ve biraz da ümitsiz.Çayımızı yudumlarken, sigaramızın dumanını; içine dertlerimizi koyup salarken aynı öfke, aynı hüzün ve bir o kadar da gelecek için yepyeni mutluluk planları kuruyoruz.Adeta soyutlanmışız, dışarıdaki otomobil klaksonları, arada sırada gözbebeklerimizin küçülmesine neden olan farları ve yanımızdaki diğer kah oturan,kah hırsla ve gürültüyle kapıyı çarpıp giden insanlar dikkatimizi dağıtamıyor..bulunduğumuz hisler korunu bilakis körüklüyorlar,
Ve diyorum ki; hayat duygularla daha bir güzel.Sevmek güzel.Sevilmek güzel...Serçenin olması değil ötmesi güzel.Doğanın yeşilliği değil farklılığı ve çeşitliliği güzel.İnsanın iki cins olması değil, gönüllerince kendilerini birbirlerine ve başkalarına feda edebilmesi güzeldir.Şarkılar değil, onların içimizdeki duygularla uyuşması ve onları kuşatması güzeldir.Şiirler değil, onları yazan kalemlerin inceliği,zarifliği ve estetiği güzeldir.
Aslında hayat güzel değildir onu güzel yapan, onun tüm cilvelerine rağmen yine de ayakta duran ve kaçmayan insandır.
Sever bu insanlar...Merhamet ederler.. Kötülüğün tanımını yapmaya çalışırlar ve bir türlü beceremezler.Özleriyle,sözleriyle isterler ki bir kırık kanata bir sargı bezi ve umutsuz bir gönle ilham kaynağı olalım..
İsterler ki güneş ne yaksın ne dona bıraksın.îsterler ki geceler de aydınlık ve gündüzler de akli melekeleri duygularla temizleyecek geceler olsun.Ağlatan şarkılar şarkılar diriltsin, coşturan şarkılar gözlerde hisler yağmurlarına bulutlar olsun.
O insanlar güzeldir..Özleriyle-sözleriyle severler.. Yalan da söylerler; yalanlar örtecekse gecenin kaplan misali parıldayan vahşi gözlerini...ve hiç yalan söylemezler; "gerçekler derler bizim bileği taşımızdır..Bileği taşımız olmalıdır.Kaldırım taşları kadar yorgun olsak da onlar kadar çamurlara engel, onlar kadar zarif ve narin ayaklara kuş tüyü yastığı olacağız. Yıldızlar kadar insanlara uzak olsak da onlar kadar insanlara şiirler yazdıracak, bir kırmızı gülde iki elin tutuşmasını sağlayacağız.Seveceğiz diyorlar, sadece seveceğiz ve sevdireceğiz, gönül kırmak yok bundan böyle deyimler sözlüğünde.Bundan böyle nefret te yok..Kızacağız, belki masanın örtüsünü çekip dağıtacağız ortalığı ama nefret etmeyeceğiz, kin duymayacağız asla. Unutacağız, kabul edeceğiz.Eli değil gönlümüzü unutacağız."
Onlar severler..ve sevdikleri için ve sevildikleri sürece güzeldirler.Onlar yılmazlar, bıkmazlar ve asla nefret etmezler.Günahları,kötülükleri ve vefasızları sevaplara iyiliklere ve değerlerine değer kattıkları için severler.
Her başarısızlık aslında bir kazançtır.Her kaybedilen bir sevgili aslında kazanılan bir duygudur.
Kaybetmek yoktur aslında kazanmasını bildikçe ve istedikçe. Çünkü hayat ancak kazanılınca sevilir ve sevildikçe güzeldir...
Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 18:14)










