Öğrenciye Mektup
Çok uzaklardan geldik biz.Çoğunuzun gitmediği ve görmediği toraklardan yani.Ve bir zamanlar bizler de sizler gibiydik.Ayaklarımızda kara lastikler hayvan güderdik, çelik çomak oynardık..Bazen üşür bazen sıcaktan yanardık..Akşam olunca su taşırdık çeşmeden evimize..Odun keserdik dağdan..Önümüzde karakaçanımız biz annemizin peşinde öylece değirmene giderdik..Ve şimdi işte buradayız..Yaşadığımız o topraklardan kopup geldik buraya..İçimizde memleket sevdası.İşte şuracıkta; göğsümüzün sol yanında kalbimizde..Ama yutkunuruz, sıkarız dişimizi..Bir zamanlar bizim için sıla hasreti çekmiş öğretmenlerimizin emanetini bizler de sizlere vermeye geldik..
Biliyoruz sizler de özlediniz evlerinizi..Sizin de eviniz için, köyünüz için çarpıyor yüreğiniz..Minnacık yürekleriniz bahsedilse ailenizden pır pır çarpmaya başlar.Bu hasretin ufağı büyüğü yok anlaşılan.İşte sizlerle bizim ortak kaderimiz bu.Bir gurbetçiler konağı okulumuz..Hepimiz aynı kaderin sürüklediği göçmen kuşlarız.Daha büyük yuvalar kuracağız yeni konağımızda.Unutturacağız birbirimize yalnızlığımızı. Mutluluklarımızı burada paylaşacağız...Ne biz şimdi anlarız ne de bir başkasına anlatabiliriz buranın tadını.
Ve burada çok günler geçirdik.Sizler bizi katı kurallarımızla tanıdınız bazen..Bazen en çirkin yüzlerimizle karşılaştınız.Bazen hırçınlıklarımızı gördünüz.Bazen de boynu bükük selamınızı bile alamayışımızı.Belki bilemezdiniz içimizi..Belki o an anlayamazdınız bizi.Ancak her birimiz tarifsiz sıkıntılarla dolu bile olsak belli etmemeye çalıştık içimizdeki fırtınaları..Sadece sizleri düşündük.İçimizdekileri orda bırakıp, sizlere gülücükler sarf etmeye çalıştık.
Aslında sizler de biliyordunuz bizler de ara sıra çocuk olabiliyorduk..Tıpkı sizlerin de yaşınızdan büyük olabildiğiniz gibi..O anlarda sizler gibi koştuk…Sizler gibi şakalaştık kendi aramızda.Öğretmenler odasını hiç görmediniz ama orası da bizim oyun alanımızdı.Bazen bizleri şakalaşırken gördünüz, şaşırdınız..İç geçirdiniz o koskoca adamların nasıl böyle kedi yavrusu gibi oynadığına.Dedim ya bazen sizler gibi şen olduk.Beraber atladık nevruzlar da ateşlerin üstünden..Karşılıklı oyunlar oynadık yıl sonlarında..Halaylar çektik özel gecelerimizde.
Ama her şeye rağmen şunu bildik ki biz sizsiz yapamayız.Siz olmadan bizim bir anlamımız yok..Sizler olmadan bu soğuk duvarlar sanki daha bir soğuk.Sizin sesiniz yankılanmayınca şu koridorlarda bir tuğla yığınından farkı kalmıyor YİBO ’ muzun..Sizler yılın en güzel çiçekleri.Sizler bizim geleceğimiz.Sizler bizim hayal gücümüz.Gidiniz hepiniz büyüyünüz ancak yine de yüreğinizin bir köşesi hep çocuk kalsın.
Biliyor musunuz biz yine de çok şanslıyız. Çünkü en azından yılın bir gününü de bize ayırmışlar. Hani öğrencilerimizi beklediğimiz gün var ya işte o günü diyorum.Aslında buna bakılırsa yılın bütün günleri bizim ama varsın onlar bir günü öyle görsünler.Biz ona da razıyız.Ama şu bir gerçek o günün bile siz olmadan bir değeri yok, inanın.
Sizler ey gurbet kuşları..
Kanatlarınıza rüzgarı iyi değdirin.
Çırpın kanatlarınızı.
Ardınıza bakmadan uçacaksınız.
Vatan toprağının her karışı sizleri bekler.
Bir kuş tüyü misali bırakacaksınız kendinizi rüzgarlara.
Buna şimdiden hazırlanın.
Ana hasretine,
O kokusuna doyamadığınız toprağınıza yanmak için,
Hazır tutunuz kendinizi…
Bizler teslim aldığımız bu emanetleri
Artık sizlere devrediyoruz….
Vatanımızın bekası için,
Bayrağımızın ebediyen dalgalanması için;
Hazır tutunuz kendinizi…
Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 14:46)










