Hiç
Hır akşamın korkunç fırtınasında
Siyah örtülü yatağının üstünde, yalnız;
Maziyi düşünüp için için
Hiç ağlar, sızlar, yanar mısın ?
Süzülür yanaklara akan göz yaşları
Bunlardır eğik bırakan başları
Eli ayağı donmuş, hıçkırıklar varmış
Kendini böyle hiç bahtsız sanar mısın?
Kulakları dolduran uğultularda
İlikleri donduran soğuklarda.
Başı eğen, kederlerde ve acılarda
Elin şakağında, hiç geçmişi anar mısın'
Mahmurlaşmış göz bebeklerinle
Elindeki "hatıra defterinle"
Kendini aşmış göz yaşlarınla
Hiç geçmişini kınar mısın ?
Gönüllere akıp dalarsın engine.
Rüzgara kapılıp uçarsın semaya,
Bir kaç ize takılıp da gidersin geçmişe,
Söyle yıllarca hep bunlarla kanar mısın?
Ne kadar acı, ne kadar eza dolu;
Korkarım şu öleceğim ana denk geceden
Bir titremesi sarar bedenimi, sarsar..
Böyleyken hiç acınla diner misin ?
Aradan baharlar geçmiş, geçmiş yaz-kış..
Ağlayan gözler gönüller murada ermiş
Yağmurlar düşmüş, dertler dökülmüş
Ama günler geçmişken, hiç eskiye döner misin?
Sessiz, ıssız ve hırçınlı bir gecede yalnız
Düşüncelerinle, aşklarınla, coşkunla ağla
İki günlük dünyadır bunu bil de ağla
Ağla ama, nefsini hiç yener misin ?
Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 17:59)











