Düş Gibi Gerçekler
Güneş kadar karanlığa düşman
Ve bir o kadar duçar..
Yıldızsız göklerden süzülen
İnatçı mı inatçı bir bahtsız
Delik deşik bir ağ misali
Kelebekleri düşmüş ateşe
Tıpkı kendi gibi
Düştüğü gibi mecalsiz bir aşka
İlkbaharları sararmış
Tarih gibi mazi...
Satırlar arasına sıkışmış
Beynindeki düşünceler misali...
Yağmur damlalarıyla lime lime
Kaldırım taslarından bile yorgun
Hayaller ülkesi perduşu
Yalancı bir dünyada bir yabancı
Gelip geçer bir gölge misali...
Yol yol değildir yürüdüğü
Başındaki ısıksa hiç..
Elinde mavi mürekkepli bir kalem,
Mavi düşler,maviyi yazar.
Mavi düşleri atiden onu sorar
Hep onu arar...
Unutulmuş bir yazı sanki
Tarih olur,toprak olur
Bir gazel misali...
Yokuşlar nereye çıkar?
O baslar nereye düşer?
Bir yalancı gibi gerçekler
Gerçekler neyine yeter?
Bir düş gibi geçerler
Bir ömür misali gerçekler...
Garip ağlar talihsizler:
Dün bugün ve yarın..
Üç kelimelik bir ömür,
Garip ağlar yetimler
Dünya ve mahşerin kollarında
Bir bebek misali yetimler
Rüyalar su verir her gece
Karanlıktan umutlarına saklanır
Kayan yıldız kollar,
Dilek tutar bilek bilek..
Ne o gider, ne gökler gelir
Bir kapı gibi kabirler
Kim bilir kimleri beklerler
Bir sabah uğrayan kervan erleri
Bir aksam olur,
Gelip geçerler bir yudumluk su misali..
Ne son ağıttır bu yakılan
Ne de ilk ayrılık..
Bir kavuşmadır istenmeden
Bedenin toprakla zifafı..
Ne son baştır bu düşen,
Ne de ilk özlenecek,
Sonbaharın kızıl güneşinde
Mavi gökler kara topraklara döner
Bir gece bir sabah misali...
Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 17:58)











