Harcanmış Yıllar
Okuldan çıkmış içim fotoğraf çekme arzusu ile kaynamaya başlamıştı..Akşama az kalmıştı.Bu kısa sürede gidebileceğim bir yer yoktu.Üstelik hava da gayet kapalı ve soğuktu.Ama illa da bir şeyler çekmeliydim bugün.
O vesile ile arabama atladım ve çıktım yola.Direksiyonu Boyabat yoluna doğru çevirdim..Umutsuzca ve öylesine..Belki bir şeyler bulurum düşüncesiyle..
Petrolleri geçip yeni açılan geçide geldiğimde eski yola saptım..Burada Gökırmak ve çeltik tarlalarını çekme imkanım vardı.Amaç buydu.Bu eski yoldan 200-300 metre gidip arabamı kenara çektim.
Yolun hemen altına, çalılıklara doğru indim.Yolu solundaki Gökırmağın kıyısına inmek istiyordum.Ama inerken birden yüzlerce takvimin çöp niyetiyle atılmış olduğunu gördüm..Her yer sapasağlam takvimlerle doluydu.Yağmurdan ve güneşten solmuş, hırpalanmış, yazıları karışmışlardı ancak çoğu da sapa sağlamdı..
Bu çöp yığını takvimler belki kağıtların zayi olması açısından çok önemliydi ancak benim için daha önemli bir yanı boşa harcanmış yılların karşımda duruşlarını simgelemesiydi..Bu tablo bu kompozisyon daha başka nerde karşıma çıkabilirdi ki? Bu boşa harcanmış yılların daha güzel bir anlatımı var mıydı acaba?

Bir yol..Ama artık kullanılmaz olmuş bir yol..O yolun kıyısında dikenli çalılıklar ve o çalılıkların arasına atılmış yüzlerce takvim..Harcanan benim 2006 yılım mıydı bilmiyorum..
Ya da harcanan yüzlerce kişinin yılları mıydı onu da biliyorum.Ama şu bir gerçekti ki zamanın kıymetini bilmiyoruz hiç birimiz..Durmaksızın geçen her saniyenin her dakikanın ne kadar da değerli olduğunu bilmiyoruz..
Gün gelip saniyeleri dakikaları arayacağımızı bilmiyoruz.Ya da vefalı değiliz..Geçen yıllara, geçen dostluklara, geçen emeklere, verilen sözlere, çekilen acılara hiç vefalı değiliz.Bir kağıdı buruşturup çöpe attığımız gibi gözümüzü kırpmadan buruşturup atabiliyoruz hepsini bir köşeye.Yazık değil mi?..Oturup düşünmemiz gerekmiyor mu? Bir kez daha geriye bakmak gerekmiyor mu?
Oturdum ben de takvimlere baktım.Onları buraya atanı düşündüm.Sonra rastgele bir takvimi elime alıp, rastgele bir sayfasını açtım..günün sözünde şu yazıyordu “Görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur”
Yol kıyısına atılmış bu takvimler gibi boşa harcanmış yıllara bakıp ne olduğumuzu ne hale geldiğimizi görmemekten daha büyük körlük olur mu hiç?.
Sağlığımızın, zamanımızın ve gençliğimizin kıymetini bilmek umuduyla..
Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 17:30)













