Erfelek:Tatlıca Şelaleri
Sinop’ta olup da Erfelek Tatlıca şelalelerine gitmemek olur mu hiç? El değmemiş bakir doğasıyla Karadeniz’in incisi olan Sinop merkezden 20 km uzaklıkta olan Erfelek şelaleleri hayatım boyunca gördüğüm en güzel doğal oluşumlardandı.Bunu ancak ve ancak oraya gidip o sularda ıslanarak anlayabildim..
Evet dediğim gibi bu şelaleler ki asıl adı Tatlıca şelaleleridir Erfelek’in yaklaşık 5-6 km güney batısındadır..Merkezden buraya 45 dakika da varabilirsiniz..
Ben oraya yine her zamanki gibi rehberim olmadan bir kaşifçi ruhuna has olarak tek başıma ve hazırlıksız gittim..Önce Erfelek’e geldim.Orada yolunu sordum ondan sonrası ise bana kaldı..Önce belli bir yere kadar asfalt bir yoldan gidiyorsunuz..Sonra karşınıza bir gölet çıkıyor..Ben o göledin sağından gittim..Zannederim solundan da gidilebiliyor..Ama bu yol tamamen stabilizeydi..Hava güzel, fotoğrafik amaçlara uygundu.Tek sıkıntı elimdeki makine..Maalesef canon s2 vardı yanımda..Ama önemli değil diyip içine girdiğim yoldan devam ettim..


Ve derken nihayet yolun sonuna vardım.Ama etrafta şelale melale yoktu.Arabamdan inip dere yatağı boyunca yaklaşık 1-2 km kadar yukarı doğru ilerledim ancak şelale namına bir şey göremedim..Buna çok üzülmüştüm.Keşke yanımda bilen biri olsaydı diye düşünürken arabamı bıraktığım kısımdan bu sefer aşağıya doğru yani gölede doğru öylesine yürüdüm.Irmağın üzerinde odundan yapılmış bir köprü vardı.Onu fotoğraflayıp karşıya geçtim..


Geniş düz bir alan, alan da gür çınar ağaçları ve altlarında dinleme tesisi amacıyla yapılmış odundan evler..Manzara müthişti ancak kasım ayları olduğu için boştu.Etrafta kimsecikler yoktu ve işin kötü tarafı halen daha şelaleleri bulamamıştım..
Ancak bu güzel yapıların fotoğrafını çekerken hemen sol taraftan gelen su sesi ve eğilerek bakıp gördüğüm şelale dikkatimi çekti..Hemen o tarafa yöneliyorum..Ve işte karşımda Tatlıca şelalelerinin sonuncusu duruyordu.Nihayet bulmuştum şelaleleri..


Ama ben yine de burası başka bir yer diyerek şelalenin sol tarafındaki patika yoldan üste çıkıyorum.Amacım bari şuradan birkaç fotoğraf alıp dönmek.Ama oraya çıkınca şelalelerin buradan itibaren yukarı doğru olduğunu anladım.Buna çok sevindim.O kadar yol kat edip eli boş dönmek vardı.Allahtan tesadüfen de olsa şelaleleri bulmuştum.Böylece tırmanışım başladı..
Gerçi bunun da çok büyük bir hata olduğunu sonradan anladım ama ırmağa girip de kenarlara çıkmak çok güç olduğu için devam etmek zorunda kaldım.

İlerledikçe hayatımda gördüğüm en güzel eserlerle karşılaştım..Şelalelerin suyu azdı diğer zamanlara göre.Ama buna rağmen ıslanmaktan yine de kurtulamadım.Ve birkaç defa da taşların üzerini kaplayan yosunlardan kayarak düştüm..Aslında bu çok tehlikeli bir düşütü.Yarım saat yerimden kalkamadım.Allahtan küçükken bolca mısır ekmeği yemiştim.Büyüklerimiz öyle söylerlerdi.Mısır ekmeği yiyenin kemikleri sağlam olur diye..Her halde bundan olsa gerek bir tarafım kırılmadı ama beni çok kötü acılar içinde de bıraktı.Onun için buraya gelen arkadaşlar aman çok dikkatli olun.Ya da en azından şelaleleri kenardan çekin.Dere yatağından değil.



İlerliyorum..Bir yanda şırıl şırıl akan su, bir tarafta sonbaharın o doyumsuz renkleri..Yapraklar yeşil yosunların üzerinde çok güzel bir uyum içerisindeydi.Onları fotoğraflarken ne yanı çekeceğimi bile şaşırdım.Gün kısa olduğu için biraz da özensiz hızlı çekimler yapıyorum..Ayaklığı kuracak zamanı bu nadide doğal oluşumun parçalarını belgelemeye ayırıyorum.
Yukarı doğru çıktıkça daha güzel, daha yüksek şelaleler görüyorum.Ve ilerleyişimi ırmak yatağından yaptığım için tırmanmak güçleşiyor.Zaman zaman ırmak yatağından ayrılıp yüksek şelalelerin üstüne çevreyi dolaşarak geçmek zorunda kalıyorum.Ve oraya çıkınca aslında daha başka manzaralar daha güzel manzaralar ile karşılaşıyorum.




Buralarda ağaç olarak kayın gürgen gibi geniş yapraklı ağaçlar var.Zaten şelalelerin güzelliğine güzellik katanda onların kızıla dönmüş yapraklarıydı.Ağaçlar devasa büyüklükte.Zaman zaman çürüyerek ırmak yatağına düşmüş yuvarlanmış kütüklerle karşılaşıyorum.Bu tür unsurlar fotoğrafçı bir göze farklı kompozisyonlar sunuyor.Biz de bunu elimizden geldiğince değerlendirmeye çalışıyoruz.




Nihayet sonunu buldum diyeceğimi bekliyorsunuz ancak bulamadım.Tam 23 şelale gördüm.Ancak burada 27 şelale olduğu söyleniyordu.Ancak ben onların tümünü göremedim.Vakit kalmıştı.İki saatlik bir gezi yapmıştım.Ve korkum bunun bu dönüşün de iki saat olmasıydı.Onun için bu borcum olsun deyip 23 cü şelaleden sonra geri dönüyorum.

Dönüşü dere yatağından yapmıyorum ama..Sağ kıyıya çıkıyorum.burada meğer patika yol varmış.Tatlıca şelalelerine gelenler şelaleleri bu patika yoldan geziyorlarmış.Yani anlayacağınız ben yine değişik bir yoldan yapmıştım bu gezimi .Değişik ve bence bir fotoğrafçının yapması gereken yoldan yani.
Evet o yan patika yoldan sonbahar ağaçlarının altından ilerliyorum.İlerde küçük bir çay bahçesi görüyorum.Tabi kapalı.Kerpiçten yapılma bir yer burası.Dışarıda derme çatma bir masa ama yan taraftan gelen şelalelerin doyumsuz manzarası, musiki tadında sesi ile insana rahatlık veren muazzam bir yerdi.

Ve inişe devam ederken bu şelalelerin adeta küçük bir kolu olan batı tarafında ayrı bir ırmak olduğunu görüyorum.Suyu kurumuş gayet küçük bir ırmaktı burası.Ve buranın üstünde de bir değirmen vardı.Yıllara sırtını dayamış bir değirmen.Bu ıssız ormanın tam ortasında kalmış bir değirmen.Artık yolcusu bizler olmuş bir değirmen.Un öğütülmeyen, eşeklerin uğramaz olduğu bir değirmen.İçinden birkaç çekim yapıyorum.Hepsi bir belge benim için.Ve hepsi bu yerlerden bana kalan bir hatıra..Zamanla yarışıyorum.Ve ayrılıyorum oradan.

Aşağıya inişim gayet hızlı oluyor.Ormanın içinde günün bittiğini zannediyorum.Aşağıya inince halen daha zamanınım olduğunu fark ettim.Saat kullanmamamın bazen zararı da olmuyor değilmiş yani.Ve buna aslında çok ta üzülmüyorum.Çünkü aklımda kalan görmediğim dört şelale bu tatlıca şelalelerine benim bir kez daha gelmem için bir sebep oluyor.Ve bu gezimi başladığım noktadaki dinlenme evinin fotoğraflar ile son veriyorum..









Bir başka gezide buluşmak ümidiyle..
Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 14:35)












