Karakaya Kayalıkları
Yassıalan Köyünün hemen kuzeyinde çok ihtişamlı bir kayalık vardır..Sanki yer altından yukarı doğru
fırlamış kayalar kütlesi gibi dururlar...Dik sarp ve ulaşılması güç bu kayalıklara Karakaya Kayalıkları
der çevre köylüler..Kayalıklar doğu batı yönünde uzanır.Bu sarp kayalıklar dikey olarak 300-400
metre kadar dikey bir yüksekliğe sahiptir..Yassılan köyünün sırtını dayadığı bu kayalıklar fotoğrafik
açıdan özellikle de akşama güneşinde çok önemli kompozisyonlar oluşturur.


İşte geçtiğimiz yaz bu sarp ulaşılması çok güç kayalıklara çıkmaya karar verdim..Kayalıkların güney
kısmı çıplak ve çok fazla dikti..Ağaçlar ancak eteklerinde vardı ki onlar da bodur idi..Ama kuzeyi ise
güneyinin tam tresi idi..Dik olmasına dikti ancak ağaçları da gür ve kalabalıktı..Onun için önce
kayalıkları inceledim..Kendime çıkabileceğim bir istikamet aradım..Bu çıkışın güney, doğu ve batı kısımdan
olması mümkün değildi..Bu yönler kayalıkların aniden yükseldiği , sarp uçurumla oluşturduğu yönlerdi.Onun
için kuzeyden bir çıkış olmalıydı bu..
Nihayet göz kararı ile yolumu belirledim. Hazırlıklarımı yaptım.Yanıma iki fotoğraf makinemi bir video ameramı
, ayaklık ve diğer lazım olabilecek alet ve edevatımı alarak Yassıalan köyünün doğusundan, Yassıalan
göletinin bulunduğu kısma gittim.Buraya kayalıkların arkası diyebilirim.


Vakit ikindiydi.Zaman kaybına tahammülüm yoktu.Eşyalarımı yüklenerek hemen tırmanışa geçtim.Yamaç çok
dikti.Ancak küçük ağaçlara ve ağaç dallarına tutunarak çıkabiliyordum.Ar sıra kayıp düşüyordum da..Bir z
harfi çizerek önümü görmeden, yani kayalıkların neresine ulaşacağımı bilmeden ilerliyordum..
Yükseldikçe manzara da güzelleşiyordu.Kayalıkların kuzeyindeki gür ormanlar yavaş yavaş ayaklarımın altında
kalıyordu.Bir yanda tırmanış, bir yandan fotoğraf çekiş..Ve bir yandan da kesilen nefesimi düzeltmek için
oturuş..İşte bu şekilde geçti tırmanışım..Ve nihayet kayalıkların en doğusuna yani en alçak kısmına
ulaşabildim..Artık bu noktadan itibaren kayalıkların uzandığı yönde yani doğu batı yönünde ilerleyecektim..


Çıktığım yer zirve olmamasına rağmen karşılaştığım manzara çok güzeldi..Orada oturuyorum..Terden suya
karışmış bedenimin yorgunluğu, gözlerimin gördüğü manzaranın ihtişamı karşısında umurumda değildi
açıkcası..Ve kayalıkları yakından inceliyorum..Kayalar küçük küçük çakıl taşlarının birleşmesiyle , sıkışmasıyla
oluşmuş, gri ve siyah, çok sert olmayan, ufalanabilen bir yapıya sahipti..



Uzmanı elbette değilim ancak bu kayalıkların iki tabakanın sıkıştırması ile göğe doğru yükseldiğini
düşünüyorum.. Kayalıkları ufaladığımda içlerinde küçük küçük hayvan ve bitki fosillerini de gördüm..Onun için
bu doğal yapılar bence jeoloji ve jeofizik uzmanlarınca incelenmesi gerekir..Kayaklıkların özellikle güney
cephesinde hava şartlarının neden olduğu erozyonu görmemek mümkün değil.Su ve fırtınalarla aşınmış,
yıkılmış, ufalanmış ve hatta yer yer çökmüş kayalıklar yaklaşık 1-2 km uzağa kadar yayılmış.Hatta çobanların
söylediğine göre bu kayalıklardan koparak yuvarlanan büyük kütleli taşlar havyalarına bile zarar vermiş.
Fotoğraflara bakarsanız bu erozyonu daha iyi görebilirsiniz..




Evet bu kısa incelemeden sonra yoluma devam ediyorum.Gittikçe yükselen kayalıklar daha tehlikeli olmaya
başlıyordu.Ama Allahtan kuzey yamacı güneye göre nispeten daha düz ve ağaçlıktı.İlerlerken bu kısa anda
bir yandan da bu tepelerde ne tür hayvanlar ve nebatat olduğunu da belgelemeye çalışıyorum.Birkaç yerde
kumru yuvası ve sığırcık kuşlarının yuvalarını gördüm..Ve çiçekler..


Ama doğrusu beni en çok etkileyen çam ağaçlarının bu sarp kayalıklar üzerindeki hayata tutunuşları oldu.
Tamamen kayalar üzerinde şu ağaçların bu boylara nasıl ulaştıklarını düşündüm..Bu zorlu hayata karşı
almamız gereken bir ders niteliğindeydi.Hiç bir zaman pes etmemek yani.Ve sonuçta kazanan olmak..Hayatın
tüm yıpratıcı darbelerine karşı dik durmak.Sabretmek.tutunmak yani.İşte kayalıkların zirvelerinde yaşamayı
başarabilen ağaçların öyküleri..Meydan okuyan..Özgür ruhlular..Ve özgürlüğün zirvesinde ölenler..










Ağır ilerliyorum..Ağır ve dikkatli..Sol yanım uçurum mu uçurum.Üstelik yükseklik korkusu da var.Ama nihayet
zirveye varıyorum..İşte o an …Belki de yaşanabilecek zevklerin en güzeli..Zirvede olmak..Azmetmek,
planlamak, uygulamak ve başarmak..Sonuç zirvede olmak.Zordur oralara varmak..Çok emek ister.Keşif ruhlu
olmak gerek.Biraz da deli.Gözünü kapayabilmeli insan.Aldırış etmeden yürümeli doğru bildiği yollarda..Başarmak
budur zannımca..






Evet aşağıda Yassıalan ve Durağan..Baraj dahi rahatlıkla görülebiliyor buradan.Batıda Erenköy ve Dereli..
Aşağıda yollar ağaçlar evler minnacık kalmış.Buğday tarlaları arasında kalan ormanlar çok güzel görüntüler
oluşturuyor..Yani manzara bir harika..Bir yanda Buzluk Yaylası diğer tarafta Soyuk ormanları..Ve tam ortada
da Karakaya kayalıkları..Güneş ufka iyice yaklaşmış..Serin akşam esintileri kendini hissettirmeye başlamıştı.
Oysa benim bu kayalıkların en batı uçuna kadar gitmem gerekiyordu.




Onun için hareket ettim.Dediğim yere geldiğimde doğal yollarla oluşmuş kale gibi duran kaya ile
karşılaşıyorum.. Erozyon sonucu oluşan bu k kaya kalesini fotoğraflıyorum.Ancak yanına gitmem mümkün
değil.Hem uzak hem artık dönme saatim gelmiş..





Evet bu gezimde bir çok güzellik tattım.Belki de hiç kimsenin görmediği bölgemizin en güzel yelerinden
birini daha keşfettim..Zirvelerdeki hayatları gördüm.Zirvelerde yaşayanların yalnızlıklarını.. Ve zirvelerden
aşağılara bakışları gördüm..
Durağanın bu nadide doğal oluşumu bir çok dağcı ve macera severin ilgisini çekebilecek güzellikte.Özellikle bu
kayaylıklara güney cephesinden tırmanmak bence dağcılar için hem çok iyi bir eğitim ve hem de çok iyi bir
macera olur.


Artı bu kayalıkların bilimsel açıdan da incelenmesi gerekir.Buraya bir kez daha gitmeyi planlıyorum.O
zirvelerdeki kayalıklardan fosiller toplayıp bunları üniversitelerden birine göndermeyi..Kim bilir belki de o
zirvelerin bir zamanlar deniz ile kaplı olduğu ortaya çıkar..Çünkü benim o zaman gördüğüm o kayalıklar içinde
deniz canlılarına benzeyen fosillerin varlığıydı.En kısa sürede kış gelemden belki de sabah güneşi doğmadan o
zirvelerde günü karşılamaya çalışacağım...
Son Güncelleme (Pazartesi, 28 Şubat 2011 18:34)













Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.