Kanlıca Mantarı
Durağanın en önemli geçim kaynakları arasında yer alan,kebabıyla zamanı geldiğinde sofraların vazgeçilmezi
olan, kızıl rengiyle ormanların altın süsü , besleyici özelliği ile pek kıymetli bir ğerli bir orman meyvesidir kanlıca
mantarı..
Yüzde sekseni orman olan Durağanın yüksek yayladaki ormanlarında özellikle eylül-ekim kasım aylarında görülen
bu mantar bir Durağanlının asla hayır diyemeyeceği bir orman ürünüdür.Durağanlı onun için saatlerce yol
tepebilir. Durağanlı onun için saatlerce orman orman gezebilir.Durağanlı onun için sabahın köründe ıssız
ormanlara gider, kurda kuşa aldırmadan yaprakların arasında başını kaldırmış bu dostunu saatlerce arayabilir..

Çünkü onun lezzeti, onun görünüşü, onun saklanışı hiçbir mantarda yoktur..O bereketlidir de.Dağ köylülerin
iyi bir geliridir de.Bugün pazarlarda kilosu 5-10 YTL kadardır.Ve bu hiç de fazla değildir. İstanbul’daki
Durağanlılar bile bu fiyata rağmen hasretini çektikleri, onunla büyüdükleri kanlıca mantarını kilolarca gelmekte
olan yakınlarına ısmarlamaktadırlar.



Durağanın yüksek yayalarında yetişir.Soyuk ormanlarında, Gerze mezarlığında, Geyikarducu ormanların vs. Bu
yöreler durağana 20-30 km uzaklıkta ve stabilize yollardan gidilebilen yerlerdir.Üstelik yağmuru da pek eksik
olmaz.Ormanlarda kurtlar ayılar da vardır ama Durağanlı için bu hiç de önemli değildir..Hafta sonu geldiğinde
memuru köylüsü, esnafı işini bırakır ormanlara kanlıca mantarı toplamaya gider.Onu bulmak aramak ta bir
zevktir Durağanlı için..


İşte bu hafta sonu 75.Yıl Cumhuriyet YİBO olarak biz de bu güzel maceraya ortak olmak için bir plan yaptık.
Hüseyin hocamızın önderliğinde yaklaşık 15-20 kişi toplandık ve Geyikarducu tarafına gittik.Bazı arkadaşlar
kendi arabaları ile olmak üzere toplam üç araba yola koyulduk..

Buzluğun artık asfaltlanmış ama kaza riski artmış yolunda ilerleyerek orman gözetleme kulesinin altına kadar
vardık. Hava çok iyi gözüküyordu.İndik biraz soluklandık.Çevrede böğürtlen,kızılcık,acur ..vs artık ne bulduysak
saldırıverdik..Buralara ilk kez gelen arkadaşlar vardı.onlara önderlik te bize düştü.Ee ne de olsa buraları artık
bir Durağanlı kadar iyi biliyordum.




Bu kısa moladan sonra devam ettik.Ben de bir yandan fotoğraf çekmeye.Yaprakların sararmaya durduğu,
müthiş sonbahar karelerinin oluşmaya başladığını gördüm..Bu yıl sanırım geçen yıldan daha çabuk gelecek
sonbahar.Onun için haftaya bir buzluk ve soyuk ormanları gezisi planladım kafamdan.Çünkü buralarda inanılmaz
güzellikte yaşanır sonbahar..



Bu yollardan geçerek Geyikarducuna vardık.Hedefimiz aslında Gerze mezarlığı denen yerdi ancak havanın
kapatmış olması ve dün buralara çok fazla yağmur yağması nedeniyle burada konaklamaya karar verdik.Yola
çıktığımız anki o güzel hava yerini şimdi sisli soğuk bir havaya bırakmıştı.Ve ne yazık bazı arkadaşlar biraz
hazırlıksız geldiği için bu kötü koşullarda üşümeye başladı..Benim amacım mantar toplamak değildi..Çünkü bu
gerçekten çok meşakkatli bir işti.Ben bu güzel manzarayı yakından tanımak bir kez daha içinde bulunmak
amacıyla gelmiştim buraya..




Hüseyin Hocam ve Mehmet Gazi hocam yanına aldığı birkaç arkadaşla ormanın derinliklerine doğru kaybolup
gittiler.Geride kalan bizler ise Geyikarducunu gezdik..Yeni arkadaşlar ve buraya ilk kez gelenler gür kayın
ağaçlarına, gürgen ağaçlarına hayran kaldılar..Hele ki biraz sonra sisin çökmesiyle burası inanılmaz güzel ve bir
o kadar da ürkütücü oldu..Bol bol fotoğraf çektirdiler.Boyları yaklaşık 30 metreye varan ağaçlara bakarken
başımız döndü adeta..





Ve bir yandan da ızgaralarımızı yaptık.Sis içinde duman altı olduk Hava iyice soğumuştu..Mantar toplamaya
gitmeyen arkadaşlar olarak hareketsiz de kaldığımız için iyice üşümeye başladık Buz gibi sudan
doldurduğumuz semaverlerimiz birazdan kaynamaya başladı..Sağ olsun Seyit hocamızın büyük gayretleri ile
ızgaralarımız da hazır oldu.Ancak Hüseyin hoca ve tayfasından haber yoktu..Bizim de dayanacak halimiz
kalmamıştı.Tavuklarımızı bir güzel yedik çyylarımız yudumladık.
Ondan sonra da hocalarımızı aradık.Ve nihayet taa 10 km ötede kendilerine ulaşabildik..Mantar sevdasının şu
yaptırdıklarına bakar mısınız?..İnanılmaz bir şey..




Nihayet idare kadromuza da kavuşunca hep birlikte yeni bir ziyafet çektik.Muhammet hocamızın bulduğu
kanlıca mantarlarını köze koyduk..Çok güzel olmuştu.gerçi ben yemedim ama bu benim bu tada alışık
olmamışlığımdandı.Yoksa Durağanlı arkadaşlar bu tada bayılmışlardı..Burada çaylarımızı içtikten sonra biraz da
keyifler yerine gelmişti..Okulumuzun en esprili öğretmeni Kadir Kansu hocamızın eline aldığı kamera ile yaptığı
“belgesel” çekimi tüm arkadaşları gülmekten kırıp geçirmişti.Doğrusu yanında ona cep telefonu ile müzik
fonu yapan Ayşe Hocamızı da unutmamak lazım..










Buradaki programımızı dörtlerde bitirip Buzluğa gitmek için yola koyulduk..Bu tarafa gelip de Buzluk
mağarasına gitmemek, yangın gözetleme kulesine çıkmamak mümkün değildi..Onun için çok üşümüş de olsa
arkadaşları buraya getirdim..Kimimiz kuleye çıktık..Dürbün ile Durağanı ve çevreyi gözledik..Kimimiz de acur
topladı..Ve son olarak da Buzluk mağarasına gittik.Bir kaç arkadaş içine girdik.Buzluk mağarasının etrafı da
sonbaharın renkleriyle çok harika olmuştu.Ama artık zamanımız kalmamıştı..Yavaştan yavaşa dönüş yoluna
geçtik..








Evet işte bir gün daha böyle bitti.Kanlıca mantarı ile başlamıştık sözümüze yine onunla bitirelim..Bu güzeli
nimeti her şeye rağmen siz siz olun yanınızda bilen biri olamadan toplamaya kalkmayın..Ve bu kanlıca mantarını
da yine yerli halktan alın..Bu sağlınız için çok önemli..
Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 14:31)













