Rasgele Fotoğraflar
Sayaç
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün21
mod_vvisit_counterDün103
mod_vvisit_counterBu Hafta334
mod_vvisit_counterGeçen Hafta800
mod_vvisit_counterBu Ay910
mod_vvisit_counterGeçen Ay4226
mod_vvisit_counterTüm Günler27930
Anasayfa Gezi Notları Abant

PostHeaderIcon Abant

Bolu'nun en meşhur doğal dinlenme merkezi olan Abant'a 2007'nin temmuz başlarında gittim.Mudurnu yolu üzerinde yer alan ve milli park olarak kabul edilen Abant'ı kendi aracınızla gezebilmeniz için 10 YTL gibi bir para ödemeniz gerektiğini vurgulayayım..Ancak buraya gidip gelenlerden aldığım tiyoyu da sizinle paylaşayım.Abant Gölü Bolu-Mudurnu yol güzergahında olduğu için parka giriş kapısında görevlilere Mudurnu'ya gittiğinizi söyleyin.O zaman para almıyorlar..Bu bir sahtekarlık değil.Ben ülkede yaşıyor ve vergimi veriyorsam bu tür şahsa ait olmayan her yerini de elimi kolumu sallayarak gezebilmeliyim.

Neyse devam edelim..İlk girişte solda büyük bir otel göreceksiniz..Adamlar neyi nereye nasıl yapılması gerektiğini çok iyi biliyorlar.

İçine girmedim ama dışından çok güzel ve büyük bir otel olduğu anlaşılıyor..
Artı bu otelin hemen önünde de gölün çevresini gezmeyi nostaljik bir hale getiren faytonların park alanını görürsünüz.Oradan 5 YTL karşılığı yaklaşık 45 dk da gölün çevresini gezebilirsiniz..

Ben elimde makinem yürüyerek gezmeyi deniyorum.Ama biraz sonra gölün çevresinin büyüklüğü karşısında arabama binmek zorunda kalıyorum..Gölün etrafı tamamen orman kaplı.Gür çam ağaçları, köknarlar muhteşem bir tablo oluşturuyorlar..Hele altlarındaki yeşil örtüyle uyumları görülmeye değer.

 

Gezime saat yönünde başladım..Yani doğudan batıya doğru.Yaklaşık 500 m doğuya gidince karşı kıyılara yapılmış
dinlenme tesislerinin doğayla içiçe geçmiş muhteşem fotoğrafları ile karşılaşırsınız.Hani tebrik kartlarını süsleyen
fotolar var ya işte onlardan bahsediyorum..Bu fotoğraflara bakarken içimden de bu yapıların bu kadarla kalması için de dua ediyorum.Çünkü insan elinin değdiği her doğallık ne yazık ki doğallığını ve cazibesini kaybediyor.

Abant gölü bir krater gölü..Ancak bu özelliğini sanki kaybetmiş gibi.İçinde genellikle bataklık alanlarda yetişen kamışlar, sazlar, nilüferler var. Ve suyunun tadı hoş ancak kokusu ise metan karışmış gibiydi.İçinde ördekler ve balık var ancak avlanması yasak elbette.Suya girmek bile yasak.Yapabileceğiniz tek şey paçalarınızı çekip öylece girmek suya..Bilmiyorum belki bu da yasaktır.

Fotoğraf tutkunları için Abant her mevsim paha biçilmez malzemeler verir insana.Ancak şehir hayatının o çetrefilli, karmakarışık, bunaltıcı ortamından kurtulmak, içinin sesini, doğanın bedenimizdeki okşayışını hissetmek için de Abant bir başkadır.Oraya vardığımda sabah 10 gibiydi.Çevresini bisikletleriyle gezen şu iki çifte takıldı gözlerim..Onlardaki mutluluğu gördüm.İnsanın doğallığa ne kadar hasret olduğunu..Bir sabah sporunu böyle bir mekan da yapmak her halde insana 1-2 yıl ömür katar.

Aynı yerde otlayan atları da gördüm.Dileyene yine 5 ytl karşılığı bu atlarla bir tur atabiliyor.Atı fotoğraflarken onun da bana poz vermesi çok hoşuma gitti doğrusu.

Gölün etrafını gezerken yüksek çam ağaçlarının göle doğru eğildiğini fark ettim.Özellikle de girişteki otellin önündeki alandakilerin..Bu arada otel deyip duruyorum ama burada bir değil büyük iki tane otel var.Birisi girişte hemen solda diğer ise 500 m kadar ilerde yolun sağında yer alıyor..İkisi de çam ağaçlarının içinde ormana bütünleşmiş şekilde inşa edilmiş.Evet burada ağaç kesmek kesinlikle suç olduğu için çam ağaçları ömürlerini Abant gölüne devrilerek bitiriyorlar.Bu da yine fotoğraf tutkunlarına apayrı bir kompozisyon oluşturan fotoğraflar çıkarıyor.

 

Ayrıca orman kıyısına yapılmış wc'ler ve dinlenme evleri de güzeldi doğrusu.

Hele hele şu banklar..Bir sabah kahvaltısını bu banklardan birinde yapmak kim bilirsin insana ne kadar mutluluk verir.Ben bunu kendi adıma düşünemiyorum bile.Bu belki de mavi ve yeşil renklerle kurulu bir dünyada doğuşuma bağlıdır.Ama bu yaşıma kadar doğayı sevmeyen bir insan da görmedim doğrusu.

Etrafını dolaşmaya devam ediyorum.ancak benim gözüm yukarılarda.Yani Abant Gölünü çeviren dağlarda..Acaba diyorum onlara çıkabileceğim bir yol var mı?..Ben böyle düşünürken Mudurnu yolundan devam ediyorum..Bu yol gölün tam güneyinde dağlara doğru tırmanır.Bu iyiye işaretti benim için.Ben de o yoldan yükseklere doğru çıkmaya başladım.Yükseldikçe Abant Gölünün bambaşka güzellikleri ile karşılaşıyor insan.

Ve en tepeye çıkıyorum..Mudurnu'ya 30 km kaldığını gösteren levhadan önce sola sapıyorum.ama sapıyorum derken burada yol olduğunu zannetmeyin tamamen taş ve çimenlikten oluşmuş yüzeyi nispeten düz bir arazi burası.Anacak en tepeye çıkmak için arabam bay bir zorlanıyor.Eğim yaklaşım 50 derece.Ama öyle ya da böyle varıyorum o hedefimdeki noktaya..Ve işte oradan Abant gölü..

Buraya vardığım anda orada çok şiddetli bir fırtına vardı.aşağıda gölün etrafında insanlar ayakları ile olsun suya girerken rüzgardan bu tepede nerdeyse ayakta bile durulamıyordu.Ben de fotoğraflarımı çektim ve geldiğim yoldan aşağı indim.Yani Mudurnu'ya giden yola.

Ve bu sefer de yolu solundan orman içlerine doğru giden yola girdim.Burada ise fırtınadan eser yoktu.Ve 2200-2500 rakımından dolayı bedenimin iyice ağırlaştığını hissettim.Yürüyecek halim kalmamıştı.Kendimi hemen bir çam ağacının gölgesinde çimenler üstüne atıverdim..Ve o anla beraber uyuyuverdim.Çok değil 10-15 dk sonra çok zinde bir şekilde gözlerimi açtım.

Yine yürüyerek çıktığım gölün tam güneyindeki tepeden Abant'ı fotoğraflayarak dönüşe geçtim.

Dönüşte bu yaylalarda beslenen bu nedenle etine sütüne doyum olmayan bir ineği de bu şekilde fotoğrafladım

Ve son kare..Artık gezimin sonu..Saat yönünde başladığım gezimi yaklaşık 5 saatte bitirdim.Herkesin yurdumun bu en güzel doğal bölgesini en azından bir kere mutlaka görmesini isterim..

Hepinize iyi gezler


Son Güncelleme (Salı, 01 Aralık 2009 14:19)

 

Yorum ekle