Soyukta Kış-2011
Aslında bir şey yazmak istemiyorum..Çünkü bu yaptığım artık benim için öyle abartılacak, önemsenecek bir şeyde
değil..Çünkü ben bunu zaten hep yapıyorum.Yani hafta sonlarımı ve bulabildiğim her fırsatı doğa yürüyüşleri yaparak
değerlendiriyorum..Bunu bir çok yerde ve bir defa söyledim gene diyorum Durağan buaçıdan gerçekten çok farklı bir
ilçe..Gezdiğiniz gördüğünüz bir yere tekrar gittiğinizdeve bundan sonra her gittiğinizde değişik şeyler görüyorsunuz.
Bu açıdan Soyuk Ormanlarına yaptığım son trekking (doğa yürüyüşü) de yine çok güzel manzara ile karşılaştım..
Gezi için her şey çok uygundu.Hava güneşliydi, Soyuk Ormanlarının üstünde kar vardı ve vakit de güneşin eğim açısından
en uygun açıdaydı.Bu sebeple gerçekten çok verimli ve bereketli bir gezi oldu benim için..Arabamla Boyalıca Köyünün
hemen üstünekadar gidebildim.Orda karın başladığı yerde arabamı bıraktım ve işte oradan başladık yürümeye..Dedim
ya belki bu Soyuk Ormanlarınaonuncu gelişimdi ama yine sanki ilk kez geliyormuşum gibi heyecan vardı içimde.Fotoğraf
çekmek ,yukarılara ulaşmak için can atmaya başlamıştım bile..Çünkü kar tepedeki çam ağaçlarında sadece bir iki santim
kalınlıkta ve sanki çam ağaçlarını örten ince bir tül perde gibiydi.Üstelik güneş de tam arkamda veya solumda kalıyordu.
Bu canlı mavi renkler için bulunmaz bir fırsattı.
Onun için hılıca yürüdüm.Ama bu sefer her zamankinin tersine yani batı yönüne doğru yürüdüm.Doğa Suyunu biraz
geçtikten sonra Dörtyol ağzı vardı.orada solda çeşmenin kıyısında olduğu yola girdim ve batıya doğru baya bir ilerledim.Yolda
kar yüküne dayanmayan sağa sola yatmış kırılmış ağaçlar vardı.Kah onların altın kah üstünden geçerek ilerledim.Yaklaşık
bir iki kilometre kadar yürüdükten sonra güney kuzey istikametinde uzanan bir sırta geldim.Oraya benden önce tırmanmış
olan bir avcının kullandığı patikaya girdim.
İşte o patika yaklaşık bir saat içinde beni Soyuk Ormanlarının üstüne çıkarmış oldu.eğer buradan değil de diğer doğu
istikametinden buraya çıkmaya çalışsaydım bu herhalde 2 saati rahat bulurdu.O nedenle bu yolu keşfetmem bundan
sonraki tırmanışlarım için de iyi oldu. Üstelik diğer yola göre çok daha kolaydı..Neyse üste çıktıktan sonrası malum..
Müthiş bir manzara..Ağaçların üzerlerine adeta beyaz kapanlar giydiği, kuzeyleri kış güneyleri yaz olan müthiş
güzellikler gördüm.Kurtmuş kuşmuş hepsi hikaye..Bu güzellikler içerisinde insanın aklına ne kurdu geliyor ne kuşu..
Doğrusu gördüğümüz onca affedersiniz pislik, çirkinlik ve fenalığın yanında Allahın sanat şaheserlerini ifşa edince insan
neden güzel bakıp güzel görmüyor diye hayıflanıyor… Oysaki yaşadığımız çevremizde o kadar alınacak ders ve o kadar
başı öne eğdirecek güzellikler var ki..Ki Durağanlılar olarak bir de avantaj sahibiyiz..Doğrusu düşünmek gerek.. Bu noktada
artık gerisini fotoğraflara bırakmak istiyorum. İnanın bu fotoğraflarda benim yaptığım bir şey yok.Ben sadece o vakit oraya
gittim ve makinemin içine bu anları kaydettim..Yani gördüklerinize lütfen inanın.Onlar Durağanın Soyuk Ormanlarından
çekildiler..
Ve bu fotoğraflar her kar yağdığında orada oluşmaktadır..
Son Güncelleme (Salı, 01 Mart 2011 22:08)


































































Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.