Rasgele Fotoğraflar
Sayaç
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün15
mod_vvisit_counterDün103
mod_vvisit_counterBu Hafta328
mod_vvisit_counterGeçen Hafta800
mod_vvisit_counterBu Ay904
mod_vvisit_counterGeçen Ay4226
mod_vvisit_counterTüm Günler27924
Anasayfa Gezi Notları Bozarmut'un Şubatı

PostHeaderIcon Bozarmut'un Şubatı

Ovada bizler kara hasret iken o kar;  yağmıştı yükseklere..Başlara düşen aklar gibi çevirmişti yaylaları..Başlarda esen kavak yelleri gibi yükseklerde esiyordu soğuk şubat  yelleri…Sessizliği bozan tek şey o uğultulardı.Çam yapraklardan sızan ıslıklardı..Dallarda tüneyen  al bağırlı serçelerdi..Ve bir de ormanların derinliklerinden gelen domuzların homurtuları..

  

  

 Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 

 

  

  

Baş dağınık olunca düşünceler de dağınık oluyordu..Kafa dolu olunca bedenin de bir değeri olmuyordu.Zaman hızlıca akarken ona yaklaşmak uğruna  koşan adımlar da ufak mı ufak kalıyordu..Sadece o düşüncelerin  puslu havasında  evden çıkmak vardı..Çıkmak ve ayaklarınızın sizi götüreceği yere gitmek..Yani Susanna Tomarro’nun dediği gibi “Yüreğinizin götürdüğü yere gitmek”..Evinizden çıkmak ve kendinizi o puslu dünyanızdan çıkarıp alan  doğaya atmak.. Gerisi  zaten basitti..Yollar belli..Sizi çekip  alacak güzellikler belliydi..Takıldın mı o cazibeli  “güzele” gerisi önemli değildi..Bir büyüğün (M.Kemal ATATÜRK)  bir başka olay için söylediği gibi “gerisi teferruattı”..

 

Kapalı kapılar ardında durmak zordur..Özgürlüklerinizi doyasıya yaşayamamak zordur..Hele de benim için ölmekten bile çok zordur bağlı kalmak, istediğiniz an çıkıp gidememek, istediğiniz an  en büyük sanatkar Allahın yarattığı o güzellikleri tam da yerinde hissedememek..Hele  dediğim gibi  gelecek adına büyük değişiklikler ve zorlu engeller sizi bekliyorsa  bu tür sıkıntıların en büyük ilacı ne sigara içmek, ne bir köşeye sızmak ne de düşüncesizce bir duvar olmak..Tek çaresi güzellikler atmosferine yönelmek ve o havadan doyasıya yudumlamak..

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 

Bu vesileyle saate bakmaksızın yine çıktım bir pazar evden..Kış güneşinin aksi istikametinde sürüklendim bir yaylaya doğru.Çekti bağrına, soğuk ama  hasretli bağrına Bozarmut Yaylası.Kış gireli yolları kuşa kurda hayvanata  açık, onun pınarlarından içen, onun otlaklarından beslenip süt veren  hayvanlarına ve onun kollarında oynayan  çocuklarına  kapalıydı..Evlerin sahiplerinin  artık uğramaz olduğu…Yollarının artık izsiz kaldığı Bozarmut..Dikmen ile Durağanı ayıran dağların tam üstünde..Başı bulutlara değen.Kış geldiğinde başı aklara boyanan..Çam ağaçlarının çevirdiği hafifçe  doğuya bakan Bozarmut çekti beni..

 

Bu ona ikinci gidişimdi.İlkbaharında gitmiştim oraya daha önce..Çiçeklerin bir halı misali döşediği çimlerinde oturmuş sabah kahvaltısı yapmıştım..Ve şimdi de kışı.Evet bunlar o yayların gördüğüm son kışlarıydı..Ki zaten bir vedalaşmaydı bu gezilerim..Kim bilir belki daha hiç bir zaman ne Bozarmut’un ne Buzluğun ne de Havya yaylasının kışını göremeyecektim.Onun için bastığım her karış toprağa  selam ektim..Sevgilerimi ve hayranlığımı ektim.Ümitlerimi, geleceğe dair güzel düşüncelerimi ektim..İçimden  geçen ne kadar güzellik varsa hepsini o yerlere ektim.

 

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Arabamla Yassıalan göleti kıyısına kadar gittim..Oradan yukarı doğru zorlu bir yürüyüşe başladım.Erimekte olan kar ile çamurlaşmış toprak ayaklarıma asılırken ben de bir yandan Bozarmut’a  gün batmadan yetişmeye çalışıyordum..Yol belki uzun değildi ama sevgiliye kavuşmak ta kolay değildi..Bir Mecnun olmak gerekiyor, hapishanelerde yıllar yılı eziyet çekmek..Bir Ferhat olmak gerekiyor dağları delmek gerekiyor..Bizimkisi de o hesap.Madem bu kadar seviyoruz o yaylaları bu eziyeti de çekmek gerekiyor..

 

Çektik biz de.Her adımımda gittikçe bulutlara yaklaşıyordum..Her adımımda  gittikçe alışıla gelmiş dünyamdan uzaklaşıyordum..Hepsi aşağıda kalıyordu.Her sorun benden uzaklaşıyor. Her sıkıntı o arabamın yanında kalıyordu..Bense  doğanın en gizemli yollarında, bulutların çevirdiği en güzel ellerde tepeye tırmanıyordum..Yollarım bazen güneşe dönüyor, içim aydınlanıyor..Bazen ise dizlerimden çekilen dermansızlığın acısıyla gözlerime kara kara perdeler iniyordu.

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 


Bu şekilde ne kadar tırmandım bilmiyorum ama  en sonunda tepeye vardım..Eskiden okul olan  ya da orman işletmesine ait  binaların olduğu yere..Onlar da yıkılıyordu.Bir çoğu yıkılmış, okul olan o binanın ise yarısı ayakta kalmıştı..Bulutların  bir işaret parmağı gibi işaret ettiği bu binaların yıkık halleri durmaksızın bu yaylaların  göçleri nedeniyle yalnızlaşması ve sonunda da buradaki canlılığın yıkılmasını andırıyordu..

 

Durağanın durmaksızın erimesi.Durağanın gidenlerin peşinden kurda kuşa  kalan yaylaları..Sanırım bu gidişi durdurmak mümkün değil..Ve belkide bu yaylalar da artık Durağanlıktan çıkacak..Ki gerçi zaten bu yayla da Dikmen ile kavgalı imiş..Ey Allahım.Bir küçük çocuk gibi..Gelen elinden oyuncağını alıyor..Giden oyuncağını alıyor.Çemberi pirinci ve şimdi de bilmem  daha neleri..Durağan ise sadece ağlıyor.Oturup sadece öylesine ağlıyor..

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 

Neyse..Bu binalardan kuzeye doğru devam ediyorum.Rüzgar iyice sertleşiyor.Güneş otuz metrelik gür ağaçlar arkasında kalıyor ve ben gittikçe üşüyorum..Eldivenimin birisini de yolda bir yerlerde düşürdüğümden elim donuyor...Kıyılarda domuz sürülerinin eşelediği bölgeleri görüyorum..Ve ormanların derinliklerinden gelen homurtularını duyuyorum..Bir kurt sürüsü ile karşılaşmamak için dua ediyorum.Adımlarını sıkılaştırıyorum.Ve nihayet Bozarmut’a varıyorum..

 

İlkbaharda  gelip altında sabah kahvaltısını yapmış olduğum çam ağacı yine büyük bir sevinçle kollarını açıyor bana..Alışık olmadıkları ama yabancısı da olmadığımı bildiklerinden  beni sonsuz bir kuvvetle bağrına basıyor..Fotoğraflıyorum bu sadık  dostu..Onun  yıllara meydan okuyuşunu alkışlıyorum.Onun bu kollarını iki yana açıp  gelen misafirlerini candan karşılayışına hayran oluyorum..Keşke , keşke bizler de bu kadar samimi ve bu kadar yalansız olsak..

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 


Sonra yürüyorum yukarı doğru.Evlere doğru..Ev mi desem tam da bilmiyorum ama  ev işte.Keskin soğuk kulaklarımı dondururken ben ona karşı ilerlemeye çalışıyorum..Bu keskin soğuğun ve akabinde yerden kaldırıp  getirdiği karlara karşı  güç bela ilerliyorum..Bu yayla evleri de  Bozarmut’un bu keskin soğuğuna direnmeye çalışıyordu.Sağları solları  tipinin getirdiği kar ile dolmuştu.Etraflarını çeviren tarla çitlerinin bir yanları da yine beyaza dönmüş  adeta bir tablodaki  gibi görülesi kara kalem çizikleri gibi duruyordu..


Fotoğraflıyorum bu soğuğa karşı direnmekte olan yaşlı evleri..Yaşlı dağ evleri..Yaşlı yayla evleri..Nice  şimdinin büyükleri dünün çocuklarının ana kucağı yayla evleri..Bir yanları dökülmüş bir yanları yıkılmış, kışı yarılamış, ilk baharın yolunu gözleyen Bozarmut’un evleri..Aralarında sohbet ederken  buldum onları..Bacalarından dumanların tüteceği zamanın ne zaman geleceğini konuşurken..Aralarındaki çimlerde papatyaların açacağı günleri sayıklarken buldum onları..Bu yabancı konuğa onlar da selam verdi.Onlar da kucak açtı.Onlar da merhaba dedi..Bir yandan merhabalaştık bir yandan da bu şubatın tam ortasındaki   fotoğraflarını çektim..Gurbetteki  “çocukların” bu güzelim  yaylayı unutmaması açısından..

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

 

Donmuş çeşmelerini de unutmadık..Üzerlerinde adları yazılı hayrat sahipleri ile onlar da bir gün sularının akacağı günlerin özlemiyle merhaba dediler bana..Onlar da yazı bekliyordu.Oğlakların, kuzuların ve kuzucukların sularından içecekleri zamanı  sayıklıyordular..Bozarmut’un sessizliğin ve yalnızlığın en koyusunu yaşayanlar işte onlardı..

 

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

 

Güneş Buzluk Yaylasının üstünden batışa geçmişti..Artık dönüş zamanı gelmişti..Zor oldu ordan ayrılmak..Bir kare daha bir kare daha derken güneş batmış fırtına  şiddetini artırmıştı.Tipi olmuştu artık..Yerden kalkan karlar paçalarıma yapışıyor..Nefes almakta zorlanıyordum..Ama bir yandan da bir kare bir kare diyordum..E tabi sonuçta donmadan ayrıldık ordan..Hızlı adımlarla ardıma bakaraktan ayrıldım Bozarmuttan..İniş kolaydı.Ortalık iyice kararmış ta olsa sağımdaki solumdaki ormanlardan ulumalar gelse de hiç korkmuyordum..Çünkü biliyorum ki bu dünyada insandan daha tehlikeli hiçbir canlı yoktur..

 

Bir başka gezi yazımızda buluşmak ümidiyle..

 

Saygı ve sevgilerimle..

 

Son Güncelleme (Çarşamba, 17 Şubat 2010 05:03)

 

Yorum ekle