Rasgele Fotoğraflar
Sayaç
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün83
mod_vvisit_counterDün113
mod_vvisit_counterBu Hafta196
mod_vvisit_counterGeçen Hafta590
mod_vvisit_counterBu Ay622
mod_vvisit_counterGeçen Ay2765
mod_vvisit_counterTüm Günler80981
Anasayfa Gezi Notları Boyabat'ın Altı Şehir

PostHeaderIcon Boyabat'ın Altı Şehir

Boyabat..Bulunduğum bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri..Tarihi M.Ö 6000 li yıllara dayanan bir “şehir”.Ve bu tarihin simgesi 

Boyabat Kalesi..

 

Bundan önce ay ile yapmış olduğu dansını çekmiştim Boyabat kalesinin..Ama aslında Boyabat kalesinin bulunduğu tepe ile çok daha

ilginç bir yeri vardır..Çünkü üzerinde bulunduğu tepe aslında yer altı şehrinin dış çeperleridir ..Çalışmaların halen daha sürdüğü bu

tepenin içine bir yolculuk yapmak istedim..

 

Güzel güneşli bir gündü Boyabat’a geldiğim..ilkbahar aylarıyla çoğalan yanındaki  nehrin serin ve temiz sularında bir çok vatandaşın yaptığı

gibi arabamı yıkadım önce..Bu nehir  kalenin batısından geçer.Üzerinde  tarihi motifler taşıyan iki köprü vardır..Biraz modernize edilmiş..

Biraz asılları bozulmuş ama yine de görülmeye değer, birbirine 70-80 metre mesafede iki köprü..

 

Doğrusu kalenin içine girmek için gelmiştim buraya ama nasıl gireceğimi de bilmiyordum..Bundan önce yapmış olduğum bir çok gezi gibi

bu gezimin heyecan verici kısmı da buydu..Ne ile karşılaşacağımı bilmiyor ve üstelik daha girip giremeyeceğimi bile bilmiyordum.Ama

baktım olmadı buradaki üç beş dostum var onları ararım  güvencem vardı..Bu vesile ile gittim oraya..

 

 

 

 

Önce dediğim gibi kaleye batı tarafından, köprülerin bulunduğu kısımdan çıkmayı denedim..Belli bir kısma kadar dıştan yapılan korkuluklarla

çevrili kısımdan ilerledim.Ancak çalışmalar devam ettiği için belli bir kısımdan sonrası kapalı idi..Öteye ilerleyemedim.

 


Sağıma solum bakındım..Bu yeraltı şehrine nasıl gireceğimi soracak biri aradım .Ancak erken vakitler olduğu için kimseleri göremedim..En iyisi

üstten denemek dedim.Böylece inip arabama binerek  şehrin içinden geçip kalenin üstüne çıkmak için  doğu kısmana geçtim.Bu açıdan güneşin

de uygun açıda bulunması nedeniyle kale çok  güzel görünüyordu.

 


Tırmanışa geçtim..Bir yandan da fotoğraf çektim tabi.Çıktıkça aşağıda manzara  daha bir güzelleşiyordu.Durağan’ın Adadağı neyse Boyabat

kalesinin bulunduğu tepe de oydu..İkisi de şehre hakim,ikisinde de şehrin evlerini tek tek  sayabilirsiniz..Bu küçük bir ortak nokta bile

bu iki ilçenin  ilk kurucularının aynı kökenli olduklarını ele veriyordu.Yani şehri  hakim bir tepenin yanına kurmak..

 

Evet kaleye çıktım.İçini gezmeye başladım.Kale içindeki su kuyularını çektim.Sonra batı kısmından şehrin görünüşünü..Derken

ayaklarım beni yine batı kısmından kale dışına açılan kapıya yöneltti.Korumalıklar ile çevrili yol yapılmıştı..Yol aşağı doğru iniyordu.Sol

yanı derin bir uçurumdu.Yükseklik dehşet vericiydi..Bir yandan ilerliyor bir yandan da korumalıklara sıkı sıkıya tutunuyordum.

 

Nihayet bir  kapıya geldim.Yere aşağı açılan bir kapıya..Şansıma açıktı ve burası her halde giriş kısmıydı.İçeri girdim.Girdim ama

girmemle  ürpermem bir oldu.Genişlikleri bir ayak uzunluğundan daha kısa olan ve aşağı doğru yaklaşık 70-80 derecelik eğim yapan

merdivenler ile karşılaştım.Üstelik bu merdivenler  bilinmeyen bir yere doğru gidiyordu.Karanlığın içine doğru kayboluyordu..Eğer

aşağı doğru her yer bu şekilde karanlıksa işim var dedim kendi kendime.

 

Bir karar vermeliydim.Devam mı yoksa geri mi dönmeli?..Ancak artık sizlerin de tahmin edeceğiniz gibi devam dedim..Eğimi %80 e

varan merdivenlerden sağındaki ve solundaki duvarlara  monte edilmiş tutamaklara tutarak yavaş yavaş aşağı inmeye başladım..Bir

elimde tripot bir elimde makine olunca ve bunlara bir de yükseklik korkusu eklenince inmem daha zor oluyordu.Yani tabi karanlıkta

attığınız adımları da görememek işin çabası..

 

 

Ama Allahtan  yaklaşık 30 metre inip uzun poz çekimi için hazırlık yaparken  birden ışıklar yandı..Meğer bu yer altı şehri harekete

duyarlı otomatik ışıklar ile aydınlatılmıştı.Buna ne kadar sevindiğimi bilemezsiniz.Bu baya büyük moral oldu..Yine mecburen uzun

pozlama ile çekecektim fotoğraflarımı ama en azından  bir iki dakika beklemeyecektim..Artı önümü de rahat görebilecektim..

Evet gelelim bu yerlerdeki  fotoğraf çekme zorluklarına..Bir kere ışık yetersiz olduğu için makine otomatik olarak kendisini uzun

pozlamaya alır.Bu da eğer elde çekim yapıyorsanız  makineyi illaki sallayacağınızdan veya titreteceğinizden dolayı fotoğraflarınız

bulanık çıkacaktır.Düşünsenize makine ışık almak için ön kapağını açıyor ve siz de  oraya bir dakika boyunca ışık  girmesi için

uğraşıyorsunuz..Makineyi sallamamak mümkün mü? Onun için bu gibi durumlarda  çekimlerinizi mutlaka  üç ayak ile ve gecikmeli

çekim ile   yapmalısınız.Makinenizde bir de ISO ayarını biraz yükseltmelisiniz.Ama çok değil.Ben 200 ISO yapmıştım mesela..Daha fazla

yaparsanız makinenizde kumlanma denen parazitler oluşur..Yazının arasındaki fotoğraflar hep bu şekilde yani üç yağa bağlanmış ve 2

sn gecikmeli çekilmiştir.Haliyle fotoğraflar daha net ve keskin çıktı.

Neyse yavaş yavaş aşağıya doğru iniyorum..İndikçe yol bir sağa bir sola kıvrılıyor.Bazen sol taraftan sanırım hava almak ve

gözetleme yapmak amacıylaaçılmış pencereler de görüyorum..Gün ışığı buralardan içeriye huzmeler yaparak giriyorlar.Bu fotoğraf

için çok iyi malzeme oluşturuyor bana.

Yukarıdaki girişten yaklaşık 100 metre inince sol tarafa  yine kayalara oyulmuş bir oda görüyorum. Bu oda belki de bekçilerin

dinledikleri yerdi.Ya da gözetleyicilerin. Bilemiyorum artık.Ve aşağı doğru inmeye devam ediyorum.

Aşağı doğru indikçe bulunduğum  tünelin çapının küçüldüğünü fark ediyorum.Hem küçüldüğünü hem de  dallanıp budaklandığını.

Sanki yere aşağı durmuş bir ağaç gibi..İlginç geliyor bana..Bu dallardan budaklardan birini takip edince kalenin  güneyine dışarı

çıktım..Çıktığım bu kısımdan tekrar aşağı yönlü bir yoldan girip  bu sefer başka bir dalı takip ederek  kalenin bulunduğu tepeye

çıktım..Sonuç olarak bu  yolların acil durumlarda kullanılan kaçış yolları olduğunu düşündüm.



 

Aşağı doğru indikçe  ortamın ısısı düştü..Serinlik arttı.Ve aşağılardan devam eden çalışmaların  sesi duyulmaya başladı.Evet

gidebileceğim son yere varmıştım..Yollar aşağı doğru devam ediyordu ancak henüz tam olarak açılmamışlardı.Burada tünelin çapı bir

insanın boyu kadar ya vardı ya yoktu..Oysa ilk girişte bu tünelin genişliği 4- 5 metre kadardı.

 

Bulunduğum kısım koca tepenin içinde ve ortasında bir yerdi.Üzerimde onca ağırlık olduğunu düşündüm..Bu korkunç ama bir o

kadar da güvenliydi..

 

 

Bu yer altı şehri eski Anadolu uygarlıklarında çok sık rastlanan bir durumdu..Boyabat ve Durağanın bulunduğu bölgelerde yaşayan ilk

insanlar Paflagonyalılardı..Ve onların  kaya mezarları, kaya şehirleri Durağan ve Boyabatta öne çıkıyordu.Durağanda şimdi baraj

yapım sahası içinde kalan,  belki de son fotoğrafları benim tarafımdan çekilen böyle kayalar içine yapılmış yollar vardı.Hatta birisi

Kızılırmak’ın altından karşıya geçiyordu..ilk tüp geçit sayılabilecek bu geçişten bir tane de Terelek Kayalıklarının altında var..Tabi

Terelek Kayalıkları dediğim  Durağandaki iki kaya mezarından birinin bulunduğu  yerdir..

 

Neyse..Devam eden çalışmaları görüntülemem mümkün olmadı..Bildik biri olsaydı  belki oraya kadar da gidebilirdim.Ama  çok ta

önemli değildi.Buraya kadar gelmiş olmam bile   bana fazlasıyla yetmişti..Ve inşallah çalışmalar bitirildiğinde  tarihiyle ünlü olan Boyabat

yer altı şehriyle de ünlü olmuş olacak.Turizm açısından bunun yadsınamaz bir katkısı olacağı şüphe götürmez..

 

 

Bu güzel gezim 4-5 saat sürdü..Bu dört saatin nasıl geçtiğini anlamadım.Yukarı çıktığımda gün ışığına alışmam baya zaman aldı.

Çıkarken karşılaştığım papatyalar ve bayrak Kulesinden çektiğim Boyabat  fotoğrafları ile bu yazıma son verirken,  bu yer altı şehrini 

 en kısa sürede ziyaret etmelisiniz derim..

 

Bir başka gezi yazımızda buluşmak üzere  Allahaısmarladık..

Son Güncelleme (Pazartesi, 28 Şubat 2011 20:42)

 

Yorumlar  

 
#1 2010-11-06 15:15
süper gerçekten dünya harikası
 

Yorum ekle