Arılar:Polen Savaşları
|
Durağanın bir başka yaylası.. Bayat köyü Yaylası..Burada binbir çeşit çiçek bir arada bulunur..Burayı da tesadü fen keşfettim..Ve daha önemlisi burada bambaşka bir dünya keşfettim:Arıların polen mücadelelerini..
İlk gittiğimde bu güzelim yaylada ne çekilebileceğini düşündüm..Sonra çiçekler arasında gezinirken gözüm yerdeki çiçekler üzerinde uçuşan arıları farkettim..
Hiç durmaksızın o çiçek bu çiçek gezinen birinden kalkıp diğerine konan bu çalışkan hayvancıkların dünyası aslında çok ilginç olabilirdi..
Eğildim, kene korkumu bir yana bıraktım ve bu arıları yakalamaya çalıştım.. Yakalmak derken tabiki nfotoğraf makinesiyle demek istiyorum..
Bu ilk gün doğru dürüst bir şey çekemedim..Çekemememin en büyyük sebebi yetersiz ışıktı..Çünkü ikindi vakitlerinde makinenin çekim hızı saniyenin 750 de birine kadar inebiliyordu.Ama bu arıları havada yakalamk için yeterli bir hız değildi..
Onun için bir plan yaptım.Evde yanıma çayımı vs alıp ikinci gün havanın da gayet açık ve güneşli olması nedeniyle aynı bölgeye ışığın en yoğun olduğu saatlerde yani öğle vakitlerinde gittim..Keneye karşı yanıma arıları ve diğer çiçeklerdeki polen avcılarını çekebilmek için üstüne uzanabileceğim bir naylon parçası da aldım..
Kafamda bir takım çekim açısı ve kompozisyonu planları da yapıp yola koyuldum..Yarım saat sonra Buzluktaydım.. Ummduğum gibi her yer arıydı ve güneş de pırıl pırıldı..Makinemin ISO ayarını artırıp saniyenin 4000 de biri hızına kadar çıkabilecek vaziyete getirdim..Bu makinemin son sınırıydı..Daha sonra bu hızın da yetersiz olduğunu farkettim..Keşke 1/8000 olsaydı..
Yere serdiğim naylonun üzerine uzanıp çekimlere başladım.Bu tamemen sabır işiydi.Güneş beynimi deliyordu.. Çünkü bulunduğum yer çok hafif bir meyille güneye bakıyordu.Ama insan bazen böylesine haz duyduğu işleri yaparken her şeyi unutabiliyor. Orada biz de kendimizi arıların bu polen savaşına kaptırıp unuttuk..Kendime geldiğimde aradan tam 5 saat geçtiğini gördüm....Güneşin tüm yakıcılığına, yere uzanıp bir çiçeğe odaklanıp abartısız hiç kımıldamadan eliniz deklanşörde, gözünüz okülerde tam 15-20 dakika hazırolda beklemek büyük eziyetti. Ama bu eziyet haz dolu, zevkli mi zevkli bir eziyetti..
İşte o çalışmamdan ortaya çıkan fotoğraflar..
Sonuçta bu güzel günü bir tepede yanımda getirdiğim çayı yudumlayarak bitirdim..
Bir başka yazıda buluşmak üzere..
|
Son Güncelleme (Çarşamba, 02 Mart 2011 22:41)






































