Gitmeyi Bilmek
Zamanı geldiğini anlamak..Belki de zamanı gitmelere ayarlamak ..Ne zordur ama bazen en büyük kurtuluşların
başlangıcıdır..Bir ülkeyi kurtarmak belki bir dünyayı kurtarmak ..Ya da bir kişiyi kurtarmak..Bir orduyu kurtarmak.
Bir toplumu kurtarmak..Zordur ama hep gitmelerin zaferidir bunlar.Tıpkı en ücra köylere gitmeyi bilen bir
öğretmen gibi..
Alışılagelmiş düzenine uyulmuş bir dünyada sonsuza dek yaşamak, daha doğrusu kurulmuş düzen içerisine
uydurulmuş bir hayat yaşamak zamanla çökertir bizleri..Onun için bilmek gerek diyorum buna..Zamanı anlamak
gerek.Kurtuluş dedim ya..Hangi gitmelerin kurtuluşa götüreceğini kollamak gerek.Ve o an geldiğinde arkana
dönmeden,velev ki arkanda bırakacakların senin o ana kadar taşıdığın tüm değerliliğin sebebi bile olsa onlara
hiç takılmadan gözünü kapamayı bilmek gerek ve öylece gitmek..
Bunu söylerken, bunu yazmak gerçekten çok kolay amma bir de bunu yapabilmek var...Çok zor gerçekten .
Acısı yürek yakar..Hele ki bir daha asla geri dönemeyeceğini bilmek.Doğduğun büyüdüğün toprakları terk etmek..
O toprakları kurda kuşa ve senin canına malına kastedenlere terk etmek gerçekten çok zor..Ayakların yolları
çekerken noktaya doğru küçülen geride bıraktıklarınızı izlemek gelecek için olmasa da o an için büyük bir ızdıraptır...
Gidilir, memleketinden gidilir.Dostlarından gidilir..Okulundan gidilir..Dairenden gidilir.Bağından bahçenden gidilir.Öz
memleketinden sana daha yakın hissettiğin “elin” yurdundan gidilir..Bir kırmızı kalemi çekmek kadar kolaydır koca
bir yedi yılı silmek..İşte o koca yedi yılın hatıralarından gidilir.. Kışın ortasında yarı beline kadar gezdiğin Soyuk
Ormanlarından gidilir,hazan mevsiminin habercileri çiğdemleriyle donatılmış Buzluk yaylasından gidilir..Dedim
ya bir kalemi çekmek kadar kolaydır..Ama işte o zamanı bilmek gerek.
Yapışmamak lazım bir yerlere.Sıkışmamak lazım bir memlekete..Gönül Sultanımızın hicreti gibi bırakabilmeli her
şeyi geride..Arabistanlarda Türk Okullarına Müdür olmak lazım Abdullahlar gibi.. Amerika’da NASA’da çalışan
Mehmetler gibi olmak lazım..”Bu budur” demeden “acaba daha nasıl olurun” peşinden takılıp gitme zamanını
bilmek gerek..
Hep deriz herkes der aslında hiç kimse vazgeçilmez değildir.Ama gel gör ki kah sıcağa takılırız kah soğuğa ve
oturup çakılırız yerimize..Bahane de hazır..”Ben gidersem burası mahvolur” ..Bilmeyiz alemlerin adına yaratıldığı
Peygamber dahi refiki alasına “gitmeyi bilmiştir”.Mekkesini ,Mekke’sindeki amcasını, halasını dayısını bırakıp
Medine’ sine gitmeyi bilmiştir.O zaman bizim de düşünmemiz gerek..
O koltuklardan o mekanlardan o yerlerden gitmeye hazırlanmalıyız..Hep beraber hazırlanalım diyorum... Kaldığımız
yere vereceğimiz “karanlıktan” daha çok gideceğimiz yere götüreceğimiz “ışığı” alalım yanımıza..
Ve koyulalım yollara yazı bekleyen ateş böcekleri gibi değil..Bahane aramadan her an parlayan güneşler gibi..
Son Güncelleme (Cumartesi, 01 Ocak 2011 19:51)



















