İlk Gri Renkler
Bu kaçıncı döngü bilmiyorum. Zaman bir kez daha aşılmaz ve yenilmez gücüyle karşımda duruyor... Yaz aylarının sıcak ve insana huzur veren ışıltılı günleri gitmiş artık sonbaharın turuncu ve serin havaları görünür olmuştu.
Hep alışık olduğumuz ama her defasında biraz daha hüzünle izlediğimiz bir güç gösterisiydi bu. Acziyetimizin ilanı gibiydi bu..Daha dünkü o sıcak ve pırıltılı günler şu soğuk ve karanlık Durağan akşamında sanki o kadar uzak bir zaman önce yaşanmıştı ki..Anlamak, anlamlandırmak nafileydi.
Belki omuzlardaki yüklerin artışıydı o gökyüzünü kaplayan bulutların rengi. Belki geleceğe dair karamsarlıkların, yenilgilerin ve başarısız olmanın hüznüydü.Bulunduğu konumu hak etmeyişin verdiği ızdırabın rengiydi.Esen o soğuk ve tüyleri diken diken edici meltem yarınların bedduaları gibiydi.Elden avuçtan kaçan fırsatların eseri gibiydi.
Ve o siyah ve yavaş yavaş büyüyen karabulutların ardındaki çoban yıldızı ise yine de yüreğimizde kalan ilkbaharların elbet bir gün gene geleceği ile ilgili ümitlerimiz gibiydi. Uzaktı. Önü sürekli bir yanı batan güneşin kızıllığı ile boyanmış bulut ile kesiliyordu ama sonuçta o hep orda duruyordu. Ulaşmak için, yön bulmak için o hep ordaydı. Şaşsak ta tüm sıkıntılarımızın bizi boğduğu anda yolumuzdan, kaldırıp başımızı bakacağımız o çoban yıldızı “ümitlerimiz var” der gibiydi...
Hiç utanmadan, hiç unutmadan alınası, bakılası ve yönümüzü çevirmemiz gereken bir ışığımız olmalı sonuçta. Bugün gün sonbaharın ilk günü, yarın ise saçlarımıza yılın ilk karı değecek soğuk soğuk. Kim bilir kaç kişimiz; bu yazıyı yazan, yayınlayan ve okuyanlardan kim bilir kaç kişimiz ilkbaharın ilk papatyalarını göreceğiz ?
Kim bilir kaç kişi zamanın bir kez daha aynı döngüye geldiğinin şehadetliğini yapacak? Ama sonuçta sadece güneşli ve güzel bir günde değil, kapkara bulutlarla kaplı bir günde dahi kendimizde “var olma amacımızın” değerliliğine dair yüksek inançlar taşıyor olmalıyız.
Yaşıyorsak dahi yaşamımızla ve ölüyorsak dahi ölümümüzle var olan ve var olacak her şeye “varlığı” adına dersler vermeliyiz.
Durağanın gökyüzüne düşen sonbaharın ilk kızıl ve soğuk yüzlü bulutların zamanın devrimine dair verdiği ders gibi..
Son Güncelleme (Perşembe, 30 Eylül 2010 19:19)















