Leyleklerin Ömrü
Yaşadığımız şu dünyada onlarca insan onlarca farklı sima ve onlarca farklı hayat tarzları vardır..Kimimiz içinde yaşadığımız topluma faydalı olabilecek işler peşinde koşarken kimimiz ise maalesef sadece seyretme ve kusur arama yolunda yürürüz.Oturur ve sadece çabalayan proje üreten emek sarf eden insanların saçını kaşını eleştirir ahkam keseriz..Dilimizin kemiği yoktur ya habire ağzımızda döndürürüz onu ..Ve sonuçta dilimiz döner ve onlarca boş laf üretiriz.
Oysa zor olanı yapıyoruz farkında olmadan.Az konuşup çok iş üretmek varken çok konuşmak ve konuştuklarımızla gönül kırmak ta neyin nesi? Bir karınca kadar da mı olamıyoruz anlamıyorum.Konuşmayı bırakıp yolumuz çoook uzak ta olsa neden giremiyoruz yola.Neden köşe başları, kahvehane köşeleri bizim meskenimiz oluyor.Hedef belirlemek ve sonra o hedef doğrultusunda başımızı önümüze eğip çapa sarf etmek varken neden bir köşeye oturup onu bunu çekmek çekiştirmekle uğraşıyoruz.Bu insanlığa nasıl sığıyor anlamıyorum..
Geçen günlerde daha önceden de hep ilgimi çektiği üzere leylekleri gözlemledim..Oturdum ve onları izledim saatlerce.Çok alımlı bembeyaz tüyleri ile çok gururlu ve efendi duruyorlardı yuvalarında.Yüksekteki yuvalarından aşağıları seyretmeleri güzeldi..Yaptıkları tek şey yerlerde olup bitenleri tek ayağının üstünde izlemekti.İzlemek ve sonra da yanındaki eşine dönüp laklak ötmekti.Bir kuş uçsa yuvalarının etrafında laklak ötüyor, bir başka leylek görseler laklak ötüyor, bana bakıyorlar laklak ötüyorlardı.Sonra bu kadarı yetmiyormuş gibi dönüp birbirlerine en iyi kim “laklak ötüyor acaba” diye nispet edercesine yine laklak ötüyorlardı.Yalan değil.Birgün oturun ve seyredin onları.Göreceksiniz ne kadar güzel laklak diye ötüyorlar.Onları izlediğim üç gün içerisinde yaptıkları bir kaç değişik hareket gözlemledim..Yemek ve yuvalarında dinelmek.E tabi tüm bunları yaparken de sadece ve sadece laklak diye ötmek.
Bazen hepimizin bu leyleklerle yarıştığını hissediyorum.Onlarca toplantı yapılır onlarca söz söylenir onlarca karar alınır ama uygulamada hiç biri görülmez.Onu eleştiririz bunu eleştiririz.Gördüğümüz onlarca hatayı hiç çekinmeden hatta bağıra bağıra dile getiririz ama öte yandan kendi uygulamalarımızda söylediklerimizin hiçbir emaresi bile görülmez..Onlarca yetki ve kuvveti elinde bulunduranlar proje üretmekten yoksun, yeniliklere kapalı, pörsümüş duruşuna hayran bir şekilde tıpkı leylekler gibi sadece laklakla geçiriyorlar o paha biçilmez saatlerini.Doğrusu büyüğünden küçüğüne, yaşlısından gencine yetkilisinden yetkisizine,köylü sarı çizmeli Mehmet Ağasından en okumuşuna hepimiz, ne yazık ki sadece konuşuyoruz.
Ama anlamıyorum..Kendini eleştiremeyenleri,proje üretemeyenleri anlayamıyorum.Yenilikçi düşüncelere konumunun geleceği adına karşı çıkanları anlayamıyorum.İhtimaller hesabı yaparak sadece karşı çıkışlarda bulunanları anlamıyorum.İşten çok laf üretenleri, insani yeteneklerini sonuna kadar ve elinin uzandığı her alanda toplum yararına kullanmaya çalışanları kahve köşelerinde, oyun başlarında, devlete harcaması gereken saatlerde bulunduğu eş dost sohbetlerinde haklı haksız yerden yere vuranları anlayamıyorum.
Onun için ne yazık diyorum sadece.Bir insanın ömrünü leyleklerin ki gibi laklakla geçirmesine yazık diyorum..
Son Güncelleme (Cumartesi, 05 Mart 2011 23:19)





































Yorumlar
ben bu yazınızın çoğaltılıp biçok kişilerce okunmasını isterim.
bloğuma ekleyebilirmiyi m.yada ekliyorum.kızarsanız silerim.çok bakan ,okuyan olmasa da damlaya damlaya göl olur.
babaanneden sevgiler.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.