Rasgele Fotoğraflar
Sayaç
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün105
mod_vvisit_counterDün113
mod_vvisit_counterBu Hafta218
mod_vvisit_counterGeçen Hafta590
mod_vvisit_counterBu Ay644
mod_vvisit_counterGeçen Ay2765
mod_vvisit_counterTüm Günler81003
Anasayfa Foto-Hikayaler Yıkık Ağaçlar

PostHeaderIcon Yıkık Ağaçlar

Elbetteki köyümün tüm güzelliği kamış gölü değil..Benim köyüm yeşildir.Ağaçları vardır.:Gür meşe, palamut ağaçları..Ve belki de köyün en güzel ağaçları buradadır.Evimizin hemen üst yanında bulunan bu orman her ne kadar sanayi için çok değerli ise de bizim için de kıyılamayacak kadar değerlidir.Boyları 20-30 metreye varan bu orman bu boya tabiî ki koruma ile geldi..Yoksa köyün diğer tükenen, harcanan, yok  edilen ormanları gibi burası da yok edilecekti.Ama ağaç kesen baş keser diyen bir neslin evladı olarak kıyamadık bu ormanlara..Ve sadece kesilmesini engelledik.Sonuçta bu boya ulaştılar.İçlerinde bir çok hayvana barınma imkanı sunan bu orman Arifağanın en güzide yeridir..Denize arkasını dönmüş bir sırtta bulunurlar.Güneye bakarlar..Güzelliğe bakarlar.Geleceğe umuda bakarlar..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kışın fırtınalarında arada sıra çok etkilenirler.Özellikle geçtiğimiz son baharda çıkan fırtına ile bir çok ağaçı yeimden sökülmüş olarak buldum son gidişimde..İçim çok acıdı.Gözyaşlarıma zor engel oldum.Ancak demek ki böyle olması gerekiyordu ve böyle oldu diye düşünüp teselli vermeye çalıştım kendime.

 

 

 

 

Yıkılan ağaçları fotoğraflıyorurm.Köklerinden sökülmüş koca koca ağaçlar yerlere düşmüş birer insan bedenleri gibiydi.Sağda solda vurulup alnından düşmüş diyordu ya şair aynen öyle..Bazıları yere bile düşememiş.Bazıları diğerlerine sarılmış öylece kalmış..Yüreklerindeki fırtınalar değmiş başlarına..Yılların ağırlığına daha fazla dayanamamışlar ve esen fıtınalar onların sonunu getirmiş..Koca koca ağaçlar..Yıkılmışlar..Kah bellerinden kırılmış, kah dalları krırılmış.Ama hepsi bir şekilde yaralanmış.Hepsi, bir şekilde ölmüş ağaçlar..Bir hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor..İşte o misal..Yılların dostluğu var onlarla..Bir otuz yıl var bu tanışmışlığın..Ve şimdi bir bayram ziyaretinde bu koca koca ağaçların bu güzel dostların şimdi yerlerde yattığını görüyorum..

Oysa daha düne kadar bu ağaçların gölgesinde çadır kurmuştuk.Bu ağaçların kuru dalları ile kuzinemizi yakıp çayımızı demlemiştik..Oturup bir köşesinde ellerimizi ısıtmış, ıslanan ayaklarımızı kurutmuştuk.Bu ağaçlardı Karadenizden gelen fırtınalara set olan..Evimizi ve bizi o soğuklara karşı koruyan..Ama şimdi evet anlıyorum ki şimdi onlar da yorgun düşmüşler..Onlar da yılların ağır yüküne dayananmışlar..Evet herkes ölecek ama bu dili olmayan, sığınacak başka yerleri olmayan ağaçların da böyle yıkılışlarını görmek eziyet verdi  bana..Onların gür ve dik bir şekilde ben hayatta iken hep orda olmalarını, onların arasından güneşin doğuşunu fotoğraflamayı istiyordum..Beni böyle karşılamaları doğrusu canımı çok yaktı..

Şimdi bu ağaçlar dalları ile kışın bizim ısınmamızı sağlarken, yazın gölgelenmemizi sağlarken şimdi bedenlerini feda etmişler..Bunu bilmek görmek yılların dostlarını böyle yelerde görmek çok acı verdi bana..

 

 

 

Son Güncelleme (Cumartesi, 05 Mart 2011 22:50)

 

Yorum ekle